Velma, iri göğüslerini sarkıtarak Fred’in karşısına geçtiğinde ortam aniden elektriklendi. Gözleri kıvrım kıvrım, hırslı ve sapıkçıydı; Fred’in yumuşacık yarak başını dudağına alırken bile içinde patlayacak bir istek vardı. Ağzını öyle bir açtı ki, kocaman yarak tam anlamıyla boğazına doldu, nefesini kesen o sertlik kaslarına kadar hırpaladı. Velma’nın dili yalap yalap yarak başını oyalar, ısırır gibi çekiştirirken Fred’in içine işleyen inlemeleri yükseldi. Boğazından aşağı süzülen ıslak tükürüğüyle hararetli bir sakso yapıyordu; hızla yutkundukça Fred iyice azıttı.
Az sonra yerini değiştirdi. Kalçalarını hafifçe oynatarak üstüne doğru kaydı, iri göğüsleri sıkıştıkça amcığını okşayan parmaklarını derine sokmaya başladı. Yarağın diplerine ulaşan altları ritmik hareketlerle kendini saldı; Velma’nın amının içi sular içinde kalmıştı, her itişte daha da daralıp kemiklere sürtünüyordu. Fred onu sırtından kavrayıp sertçe dayadı; her kökleyişte Velma’nın inlemeleri gürleşti, boğazından çıkan sesler karıştı. O kirli oyunlarında amcığı ve gögüsleriyle birlikte kendinden geçmiş şekilde siken bu folloşa karşı koyması imkânsızdı.
Gecenin ortasında hiç durmadan devam eden bu vahşi sevişme, yavaş yavaş doruk noktasına yaklaştı. Velma’nın kalçasını hızla çevirip yaranın dibindekini iyice hissederken Fred de üstüne düşmeye devam etti; bedenler birbirine kenetlenmişti artık. Kaskatı olmuş yarak sonunda boşalmaya başladı; sıcak sıvısı Velma’nın boğazından ve amcığından taşarak yatağa damladı. İkisi de nefes nefese kalmıştı ama bitmemişti hâlâ aralarındaki o yakıcı, kirli bağ… Velma son bir kez kafasını kaldırıp hızlıca sikilmiş yaraktan derin bir folloş çekti; ardında bıraktığı ıslaklık ve kokuyla geceyi adeta mühürledi. Fred ise onu hemen yanına yatırıp başladığı dayamayı kesmeden devam ettirdi; bu akşam uzun sürerdi çünkü…